Résultats 18 ressources
-
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TİTRK) 01.01.2017 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. TİTRK'de de ticari işletme, üzerinde rehin kurulabilecek taşınır varlıklardan biri olarak düzenlenmiştir. Hukuki niteliği itibariyle taşınır olarak kabul edilmeyen ticari işletmenin, taşınır varlıkların rehninin düzenlendiği bir Kanun'da kapsamlıca düzenlenemediği ilk bakışta görülmektedir. Bu nedenle ticari işletme rehninin kuruluşu tez konusu olarak seçilmiştir. Çalışmamızda TİTRK ile yapılan değişiklikler ve yenilikler ticari işletme rehninin kuruluşu özelinde incelenmiştir. Bu kapsamda ticari işletme rehninin kuruluşu konusu, TİTRK ve ikincil mevzuat, yeri geldikçe mülga TİRK ve TİTRK'nin mehazı olduğunu düşündüğümüz Uncitral Secured Transactions Model Law ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Ticari işletme rehninin kuruluşu, ticaret hukuku, medeni hukuk ve borçlar hukukunun ilgili düzenlemelerinin bir bütün olarak incelenmesini gerekli kıldığından yeri geldikçe, TTK, TMK ve TBK'nın ilgili düzenlemeleri, tez konumuz özelinde incelenmiştir. The Law Numbered 6750 "The Law On Pledge Over Movable Assets In Commercial Transactions (TITRK)", which is a regulation that allows not only commercial enterprises but also many movable assets to be pledged without delivery entered into force as of 01.01.2017. In TITRK, a commercial enterprise is regulated as one of the movable assets that can be pledged too. However, it can be seen at first glance that the commercial enterprise, which is not considered as movable due to its legal nature, cannot be comprehensively regulated in the Law that regulates the pledge of movable assets. For this reason, the establishment of the commercial enterprise pledge has been chosen as the thesis topic. In our study, the changes and innovations made with TITRK were examined in terms of the establishment of the commercial enterprise pledge. In this context, the establishment of the commercial enterprise pledge have been examined in comparison with TITRK, its secondary legislation, mulga TIRK and Uncitral Secured Transactions Model Law, which we think is the basis of TITRK. Since the establishment of the commercial enterprise pledge requires the examination of the relevant regulations of the commercial law, civil law and law of obligations as a whole, the relevant regulations of the Turkish Commercial Code, Turkish Civil Code and Turkish Code of Obligations have been examined specifically for our thesis topic. In this section the secured transactions arrangements in comparative law will be discussed too.
-
Ticari hayatın gerekleri, ticari işletmelerin faaliyetlerini devam ettiren bir organizasyon bütünü olarak devredilebilmesi ihtiyacını doğurmaktadır. Tüzel kişilik tanınmamış ve hukuk süjesi sayılmamış olan ticari işletmeyi ilgilendiren malvarlığının, hukuki işlemlere konu olması ve özellikle devri bakımından özel bir hukuki rejim öngörülmüştür. Bunun için, Türk Ticaret Kanunu'nun 11/3 fıkrasında düzenlenen şekil ve koşullara uyularak, ticari işletmenin devri gerçekleştirilebilir. 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 11. maddesi ile ticari işletmenin devri sözleşmesinin ve de ticari işletmeyi bir tütün halinde konu alan diğer sözleşmelerin yazılı olarak yapılacağı belirtilerek yazılı şekil şartı ilk kez hukukumuza getirilmiştir. Bununla birlikte, yeni Ticaret Kanunumuz, ticari işletmenin devri prosedürünü kolaylaştırmak adına tescilsiz kazanım öngörmekte ve de aktif unsurların devri için genel hükümlerin gerektirdiği kurucu işlemlerin yapılmasına gerek olmadan devrin gerçekleşeceğini düzenlemektedir. Bu düzenlemenin sicile güven ilkesi açısından neticeleri ve doğura bileceği hukuki sakıncalar tezimizde incelenmiştir. The requirements of commercial life may create the need to transfer the commercial enterprises as a whole organization that continues its activities. A special legal regime has been foreseen for assets of business, which is not recognised as a legal entity, to be subject to transactions, particularly to assignment. For this purpose, the transfer of a commercial enterprise is to be carried out in compliance with the forms and conditions set out in article 11/3 of the Turkish Commercial Code. The written form condition for the transfer of the commercial enterprise agreements and the other agreements in relation to the commercial enterprise has firstly regulated under the Article 11 of the Turkish Commercial Code numbered 6102, has entered in to ferce on July 1, 2012. In addition to this, in order to facilitate the transfer of the commercial enterprise procedure, New Commercial Code stipulates the acquisition without registration officially and transfers of the assets without performing the transaction required by the general provision. The results and legal inconveniency of the said regulation with respect to the believe in registration principle will be discussed in our thesis.
-
Tez çalışmasının amacı, kripto varlıkların ödeme aracı olarak kullanımını dış ticaretin bileşenleri kapsamında değerlendirmek ve kripto varlıkların yurtdışı ödemelerde ve bireysel yatırımlarda kullanılmaları bağlamında, bireylerin tutumlarını etkileyen faktörleri incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öncelikli olarak, kripto varlıkların para işlev ve özelliklerine ne ölçüde uyum sağladıkları hususunda tespitlerde bulunulmuştur. Ulusal paralara eşdeğer kılınan stabil fiyatlı kripto varlıkların geleneksel ve modern para işlevlerine uyumlu oldukları yönünde görüş bildirilmiştir. Para özellikleri açısından ele alındığında da "kabul edilebilirlik" ve "sıradanlık" dışındaki para özelliklerine, tüm kripto varlıkların uyum sağladıkları değerlendirilmiştir. Ayrıca kripto varlık birimleri parasal niteliklerine göre tasnif edilerek, değişken fiyatlı, stabil fiyatlı ve finansal ürünlere bağlanan kripto varlıklar olmak üzere, üç kategoriden oluşan bir sınıflandırma geliştirilmiştir. Para işlev ve özellikleri kapsamındaki tespitlerin ardından, önceden belirlenen dış ticaret bileşenlerinin özelinde kripto varlıkların mevcut ve muhtemel kullanım alanları incelenmiştir. Belirlenmiş olan dış ticaret bileşenleri, uluslararası para birimleri, uluslararası bankacılık, uluslararası lojistik, dış ticaret hukuku ve gümrük işlemleridir. Dış ticaret bileşenlerine yönelik değerlendirmelerde kripto varlıkların ödeme aracı olarak kullanımları esas alınmıştır ve değerlendirme sürecinde çalışma kapsamında oluşturulmuş olan kripto varlık sınıflandırmasının kategorileri için de görüşler oluşturulmuştur. Çalışma kapsamında kripto varlıklara yönelik bireysel tutumları irdelemek amacıyla ampirik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında UTAUT-2 modelini temel alan bir araştırma modeli oluşturulmuş ve yurtdışı ödemelerde kullanım niyeti ile yatırımda bulunma niyeti olmak üzere, iki farklı bağımlı yapıyı etkileyen unsurlar irdelenmiştir. Yol katsayısı değerine (β) göre yurtdışı ödemelerde kullanım niyetini anlamlı ölçüde etkileyen yapıların önem sırasına göre, "performans beklentisi", "sosyal etki" ve "algılanan risk" adlı boyutlar olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Yatırımda bulunma niyetini anlamlı düzeyde etkileyen bileşenler ise sırasıyla; "performans beklentisi", "sosyal etki", "farkındalık" ve "algılanan risktir". Araştırma kapsamında bağımlı ve bağımsız yapılar arasındaki etkileşimi incelemek amacıyla etki büyüklüğü (f²) ve tahmin gücü (q²) değerleri de hesaplanmıştır. Yol katsayısı değerlerine göre modelin bağımlı yapılarını anlamlı düzeyde ve negatif yönde etkileyen "algılanan risk" boyutunun, f² değeri açısından anlamlı bir katkısının olmadığı görülmüştür. Ayrıca yol katsayılarına göre "performans beklentisi" bağımlı yapılar üzerinde en çok etkiye sahipken, etki büyüklüğüne göre en önemli yapı "sosyal etkidir". Bağımsız yapıların tahmin gücü (q²) değerleri de etki büyüklüğü (f²) değerleri ile paralel sonuçlar ortaya koymuştur. Ortaya koyulan ampirik araştırmanın sonucunda, örneklemin yurtdışı ödemelerde ve yatırım kararlarında kripto varlıkları kullanma eğilimleri açısından en önemli etmenlerin "performans beklentisi" ve "sosyal etki" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. The aim of the thesis study is to evaluate the use of crypto assets as a payment instrument within the scope of the components of foreign trade and to examine the factors affecting the attitudes of individuals in the context of the use of crypto assets in foreign payments and individual investments. For this purpose, first, it was evaluated that to what extent crypto assets are compatible with money functions and features. It was stated that stable priced crypto assets, which are equivalent to national currencies, are compatible with traditional and modern money functions. When considered in terms of money features, it was evaluated that all crypto assets are compatible with money features other than "acceptability" and "ordinariness". In addition, crypto assets were classified according to their monetary characteristics, and a classification was developed consisting of three categories: variable priced, stable priced and crypto assets linked to financial products. After the evaluations within the scope of money functions and features, the current and possible usage areas of crypto assets were examined specifically for the previously determined foreign trade components. The determined foreign trade components are international currencies, international banking, international logistics, foreign trade law and customs procedures. Evaluations for foreign trade components were based on the use of crypto assets as a payment instrument and arguments were formed for the categories of the crypto asset classification created within the scope of the study during the evaluation process. Within the scope of the study, an empirical research was carried out to examine individual attitudes towards crypto assets. A research model based on the UTAUT-2 model was formed and the factors affecting two different dependent structures, namely "intention to use in foreign payments" and "intention to invest", were examined. According to the value of the path coefficient (β), it was found that the structures that significantly affect the intention to use in foreign payments are the dimensions called "performance expectancy", "social impact" and "perceived risk", in order of importance. The components that significantly affect the intention to invest are "performance expectancy", "social impact", "awareness", and "perceived risk", respectively. Effect size (f²) and predictive relevance (q²) values were also calculated to examine the interaction between dependent and independent structures within the scope of the research. It was seen that the "perceived risk" dimension, which affects the dependent structures of the model significantly and negatively according to the path coefficient values, does not have a significant contribution in terms of f² value. In addition, according to the path coefficients, "performance expectancy" has the largest impact on the dependent structures, while the most important structure according to the effect size is "social impact". The predictive relevance (q²) values of the independent structures also showed similar results with the effect size (f²) values. As a result of the empirical research, it was concluded that the most significant factors in terms of the tendency of the participants to use crypto assets in foreign payments and investment decisions are "performance expectancy " and "social impact".
-
Bu çalışmanın temel amacı şirketler topluluğunda yer alan halka açık şirketlerin topluluk şirketleri ile ortak nakit ve hizmet kullanımına yönelik işlemlerinin sermaye piyasası mevzuatı açısından sınırlarının ve hukuki sonuçlarının tespit edilmesidir. Bu doğrultuda sermayenin oluşturulması ve malvarlığının korunması kuralları kapsamında ortak nakit kullanımı uygulamalarının sınırları, ilişkili taraf işlemlerine ilişkin düzenlemeler ve örtülü kazanç aktarımı yasağı çerçevesinde değerlendirilmiştir. İlaveten, şirketler topluluğunda maliyet tasarrufu sağlayan ve topluluğun ortak stratejiler çerçevesinde yönetilmesi bakımından gerekli olan ortak hizmetler nedeniyle yapılan ödemelerin tutarlarının belirlenmesine ilişkin esaslar örtülü kazanç aktarımı yasağı bağlamında ele alınmıştır. Son olarak, hukuka aykırılığa yol açan ortak nakit ve hizmet kullanımı uygulamalarına yönelik Sermaye Piyasası Kurulu'nun müdahale yetkileri ve şirketler topluluğunda hâkim şirketin bağlı şirketin kaybını denkleştirebilmesi olanağının halka açık şirketlerde uygulama alanı bulmasının hukuken hangi hâllerde gündeme gelebileceği irdelenmiş ve halka açık şirketlerin dâhil oldukları şirketler topluluklarında ortaya çıkan menfaat çatışmalarının dengelenmesine yönelik değerlendirme ve düzenleme önerilerinde bulunulmuştur. The main purpose of this study is to determine the legal limits and consequences of the shared use of cash and services within corporate groups for publicly held companies' in relation to capital markets legislation. In this respect, the legal limits of transactions which enables sharing cash among group companies with respect to rules on formation and protection of capital of publicly held companies is reviewed within the context of related party transactions and cases which may result in disguised profit distribution is evaluated. Additionally, the use of shared services in corporate groups which provides significant savings and is necessary for developing common strategies is examined in order to determine which principles must be adhered to while charging for these services with regard to the ban on disguised profit distribution. Furthermore, Capital Markets Boards' intervention powers regarding the shared use of cash and services which results in violation of the law is evaluated and the parent company's opportunity of balancing the disadvantages of the subsidiary is assessed for publicly held companies. Finally, legislative amendments have been proposed in order to balance the conflicts of interest which arises where a publicly held company is part of a corporate group.
-
"Bu tez çalışması ile işletme yöneticilerinin ticari belge tanzim ve hukuki süreçlerine ilişkin bilgi ve algı düzeyleri ortaya konmaya çalışılmıştır. İşletme yöneticileri içinde faaliyet gösterdikleri ülkenin hukuki kurallarına göre iş piyasası ve iş hayatında faaliyet gösterirler. Ve bu kurallar ticari hayat içinde onlar için en önemli bağlayıcı normlardır. Bu çalışma ilgi ticaret hukukunun iş hayatında en önemli faaliyet ve uygulama alanı bulan ticari belge tanzimi ve hukuki süreçlerinin yöneticiler tarafından ne seviyede algılandığının ortaya konması amaçlanmıştır. Tez çalışma dört bölümden oluşturulmuştur. İlk bölümümüz giriş bölümüdür. İkinci bölümde yönetim konuları, ticari belgeye ilişkin hukuki argümanlara yer verilmiştir. Üçüncü bölüm uygulama bölümüdür. Dördüncü bölümde ise sonuç ve yorumlara yer verilmiştir. With this thesis, the level of knowledge and perception of business executives regarding the issuance and legal processes of commercial documents has been tried to be revealed. Business executives operate in the labor market and business life according to the legal rules of the country in which they operate. And these rules are the most important binding norms for them in commercial life. With this study, it is aimed to reveal the level of perception of commercial document arrangement and legal processes, which find the most important field of activity and application in business life, by managers. The study is composed of four parts. Our first part is the introduction. In the second part, administrative issues and legal arguments related to the commercial document are included. The third part is the implementation part. In the fourth section, results and comments are given."
-
"Bu tez çalışması ile işletme yöneticilerinin ticari belge tanzim ve hukuki süreçlerine ilişkin bilgi ve algı düzeyleri ortaya konmaya çalışılmıştır. İşletme yöneticileri içinde faaliyet gösterdikleri ülkenin hukuki kurallarına göre iş piyasası ve iş hayatında faaliyet gösterirler. Ve bu kurallar ticari hayat içinde onlar için en önemli bağlayıcı normlardır. Bu çalışma ilgi ticaret hukukunun iş hayatında en önemli faaliyet ve uygulama alanı bulan ticari belge tanzimi ve hukuki süreçlerinin yöneticiler tarafından ne seviyede algılandığının ortaya konması amaçlanmıştır. Tez çalışma dört bölümden oluşturulmuştur. İlk bölümümüz giriş bölümüdür. İkinci bölümde yönetim konuları, ticari belgeye ilişkin hukuki argümanlara yer verilmiştir. Üçüncü bölüm uygulama bölümüdür. Dördüncü bölümde ise sonuç ve yorumlara yer verilmiştir. With this thesis, the level of knowledge and perception of business executives regarding the issuance and legal processes of commercial documents has been tried to be revealed. Business executives operate in the labor market and business life according to the legal rules of the country in which they operate. And these rules are the most important binding norms for them in commercial life. With this study, it is aimed to reveal the level of perception of commercial document arrangement and legal processes, which find the most important field of activity and application in business life, by managers. The study is composed of four parts. Our first part is the introduction. In the second part, administrative issues and legal arguments related to the commercial document are included. The third part is the implementation part. In the fourth section, results and comments are given."
-
Ücret hakkı acentenin en temel hakkı olup Türk Ticaret Kanunu'nun 113 ila 116. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Hangi işlemlerin acenteye ücret hakkı kazandıracağı 113. maddede yer almaktadır. Bu hükme göre acente doğrudan kendi katkısıyla kurulan işlemler sebebiyle ücrete hak kazanabileceği gibi, müvekkile daha önce kazandırdığı müşterilerle sonradan kurulan aynı nitelikteki işlemler sebebiyle de ücrete hak kazanabileceği ifade edilmiştir. Söz konusu hükme göre ayrıca acente, kendisine belirli bir bölge veya müşteri çevresi bırakıldığı takdirde, bu bölgede veya müşteri çevresiyle kendi katkısı olmadan kurulan işlemler sebebiyle de ücrete hak kazanabilecektir. Yine aynı hükme göre acente, bazı şartların varlığı halinde acentelik sözleşmesinin bitiminden sonra kurulan işlemler sebebiyle de ücrete hak kazanmaktadır. Acentenin ücrete hak kazanabilmesi için Türk Ticaret Kanunu m. 113'e göre ücrete hak kazandıran bir işlemin varlığına ek olarak, m. 114'te ifade edildiği üzere kurulan işlemin ifası da gerekir. İşlemin ifasıyla doğan ücret hakkı, doğumu tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ve her halde sözleşmenin sona erdiği tarihte muaccel olur (m. 116). Acentenin, ücret istemi, muacceliyeti ve hesaplanması bakımından önemli olan bütün konular hakkında kontrol hakkı bulunmaktadır. Bu hak, onun bilgi alma, müvekkilin defter kayıtlarının suretlerinin gönderilmesini talep ve inceleme hakkı olmak üzere üç haktan oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde Türk ve karşılaştırmalı hukukta konunun düzenlenişi ile kavramsal çerçeve üzerinde durulacak; ikinci bölümünde ücrete hak kazanılmasının şartları ele alındıktan sonra üçüncü bölümünde ücretin belirlenmesi, hesaplanması ile ödenmesi ve ücrete ilişkin kontrol hakkı açıklanmaya çalışılacaktır. The right of remuneration, which regulated between the Articles 113 to 116 of the Turkish Commercial Code, is the most fundamental right of commercial agent. According to Article 113, it is stated that the commercial agent has the right of remuneration due to the transactions established by its own contribution. Commercial agent has the right of remuneration also for same quality of transactions, which established later with the former customer. According to same Article, the commercial agent may also be entitled to remuneration, whether it is left in a certain area or customer environment, due to the transactions established in this area or the customer environment even without its own contribution. It is pointed in the same Article that, commercial agent also has the right of remuneration due to transactions established after the end of the commercial agency contract in the presence of certain conditions. As indicated in the Article 114, it is also necessary to perform the transaction, which gives the commercial agent the right of remuneration. The remuneration arising from the performance of the transaction shall be due within three months at the latest from the date of birth and in any circumstances at the date on which the contract is concluded (Article 116). The commercial agent has the right to control all matters that are important in terms of remuneration, accural and calculation. That right includes, the right to demand information, copies of the commercial book records of the client and examination. In the first part of our work we will focus on the regulations and conceptual framework of Turkish and comparative law. After considering the conditions of the acquisition of the remuneration in the second part, it is aimed to explain the determination and the calculation of the remuneration, payment and the control right of commercial agent about the right of remuneration in the final section.
-
Şirketler Topluluğunda Hakimiyetin Hukuka Aykırı Kullanılması başlıklı çalışmamız ile 6102 sayılı TTK ile ilk defa pozitif düzenlemeye kavuşturulan şirketler topluluğu sorumluluk hukuku incelenmiştir. Kanun koyucu TTK m. 202 hükmü ile alelade hakimiyet bakımından, TTK m. 203 vd. hükümleri ile de tam hakimiyet bakımından hakimiyetin hukuka aykırı kullanılması ve sonuçlarını düzenlemiştir. TTK'nın şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerinin önemli bir kısmı AktG sistematiği örnek alınarak oluşturulmuştur. Bu doğrultuda şirketler topluluğuna ilişkin TTK sistematiği incelenirken Alman doktrinine de sıklıkla başvurulmuştur. Çalışmamız kapsamında TTK m. 195 hükmünde düzenlenen kontrol araçları ve hakimiyet kavramı; yönlendirme, talimat ve yapısal karar alınması yoluyla hakimiyetin hukuka aykırı kullanılması; kayıp-denkleştirme sistemi; hakimiyetin hukuka aykırı kullanılmasından kaynaklanan sorumluluk, unsurları ve öngörülen talep hakları ayrıntılı olarak incelenmiştir. The new Turkish Commercial Code (TCC) Nr. 6102 has introduced the notion of "groups of companies" to the Turkish Commercial Law; hereby the "groups of companies" concept was spelled out for the first time in Turkish law. This thesis examines corporate group law in Turkey and demonstrates the intragroup responsibility regime in comparison with the German system. TCC Art. 202 foresee the consequences of unlawful exercise of control in basic dominance/control. Whereas TCC Art. 203-206 regulate the responsibility regime regarding the unlawful exercise of control with regards to full-control. Turkish corporate group law has been enacted under the big influence of the German AktG-System. Although our thesis focuses on the analysis regarding corporate group provisions of the TCC, the research on German law also covers a significant part of our thesis. This thesis examines in detail the control instruments stipulated in TCC Art. 195, the concept of control, the unlawful exercise of control by means of TCC Art. 202/1, TCC Art. 203 and TCC Art. 202/2, the concept of disadvantage and adjustment, the different liability regimes with regards to the category of the unlawful exercise of control and the rights of action.
-
Türk Hukuku'nda navlun (deniz yolu ile eşya taşıma) sözleşmeleri; yolculuk çarteri sözleşmesi ve kırkambar sözleşmesi olmak üzere iki ana gruba ayrılmıştır. Bunlardan çarter sözleşmeleri arızi deniz taşımacılığında, kırkambar sözleşmesi ise genellikle düzenli hat taşımacılığında kullanılır. Günümüzde deniz taşımacılığında yaşanan gelişmelerin sonucu olarak düzenli hat taşımacılığının ve kırkambar sözleşmesinin önemi artmaktadır.Bu tezde; Türk Hukuku'nda kırkambar sözleşmesi kavramı, sözleşmenin asli unsurları, özellikleri, benzer sözleşmelerle karşılaştırılması, sözleşmeye uygulanacak hükümlerin tespiti gibi konuların yanında sözleşmenin tarafları, ilgili kişileri, sözleşmenin ifasında yer alan yardımcı kişileri, tarafların hak ve yükümlülükleri ve sözleşmenin sona ermesine değinilmiş Türk Ticaret Kanunu ve diğer mevzuat hükümlerinden, ilgili uluslararası andlaşmalardan, ticari örf-adet kurallarından, yüksek mahkeme kararlarından, öğretiden, uygulamada kullanılan tip sözleşme ve konişmento örneklerinden yararlanılmıştır. In Turkish Law, contracts of affreightment are divided into two main cathegories which are; voyage charter and contract of common carriage of goods. While the former is being used in tramp shipping, the latter is being used in liner shipping. As a result of recent developements in carriage of goods by sea, the importance of liner shipping and contract of common carriage of goods has been rising.This thesis is based on; Turkish Commercial Code, other related national regulations and international agreements, customs, decisions of high courts, doctrine, mostly used standard contract and bill of lading forms. In this thesis; the chracteristics, parties, differences from other contracts, rights and obligations of the parties and termination of contract of common carriage of goods have been analysed.
-
Sermayenin yönetim kurulu kararıyla artırılması esasına dayanan kayıtlı sermaye sistemi, daha hızlı ve daha az masrafla ortaklığın sermayesinin artırılmasını amaçlar. 2499 sa. SerPK' den bu yana halka açık anonim ortaklıklara özgü bir kurum olarak Türk hukukunda uygulanmakta olan sistem, TTK ile birlikte halka açık olmayan anonim ortaklıklar için de uygulanabilir hale gelmiştir. Aynı esaslara dayandığı ve aynı amaca hizmet ettiği için kurumun, TTK ve SerPK' de ayrı ayrı düzenlenmesine lüzum yoktur. Sistem, yönetim kurulunun usulüne uygun olarak sermayenin artırılması konusunda yetkilendirilmesi suretiyle ortaklık açısından uygulanabilir hale gelir. Yetkilendirme işlemleri esas sözleşme değişikliğini gerektirir. Yönetim kurulunun sermayeyi artırma yetkisi, esas sözleşmede gösterilen kayıtlı sermaye ve yetki süresiyle sınırlıdır. Bu sınırlara ulaşılmışsa ve esas sözleşmeyle yeni yetki sınırları tespit edilmemişse, yönetim kurulu sermaye artırım kararı alamaz. Öte yandan, bu yetkilendirmede yönetim kuruluna, sermaye artırım yetkisi yanında sermayenin artırılmasıyla bağlantılı olup kanunda izin verilen konularda da yetki tanınabilir. TTK ve SerPK' deki ilgili hükümler incelendiğinde, kayıtlı sermaye sisteminde sermaye artırım kararının, esas sermaye sisteminde olduğu gibi, esas sözleşme değişikliği olarak kabul edildiği görülmektedir. Bu düzenlemeler, sadece genel kurulun toplanıp karar alması işlemleri için gerekli olan zamandan ve masraftan tasarruf edilmesini sağlar. Kayıtlı sermaye sisteminin daha etkin bir kurum olarak kullanılması, esas sözleşme değişikliğine ilişkin işlemlerin de bertaraf edilmesini gerekli kılar. Anahtar Kelimeler: Sermaye, Kayıtlı Sermaye, Sermaye Artırımı, Yönetim Kurulu, Anonim Ortaklık. The registered capital system is based on increasing the capital with decision of board aims to increase the company's capital faster and less costly. System that is applied in Turkish Law as an institution special to public companies since CMC no: 2499, becomes applicable for non-public companies with TCC. As based on the same principles and serves the same purpose, there is no need to regulate the institution in TCC and CMC separately. System becomes applicable in terms of company, by duly authorization the board concerning capital increase. Authorization procedures require amendment of company's article. Authority of capital increase of board is limited with the registered capital and authority period that are shown in company's article. When it reached this limits and determined any new authority limits with the company's article, board can not take a decision on capital increase. On the other hand, in this authorization, board also can be authorized on the issues that are in connection with capital increase and permitted by act, in addition to the capital increase authority. When analyzed the related provisions in TCC and CMC, it is seen that the capital increase in registered capital system, as in ordinary capital system, is accepted as company's article amendment. These regulations provide to save only from time and cost that are required for procedures to take decision of general assembly. Using the registered capital system as more effective institution requires to eliminate the procedures related to amendment of company's article. Keywords: Capital, Registered Capital, Capital Increase, Board of Directors, Joint Stock Corporation.
-
6102 sayılı TTK acentelik alanında önemli yenilikler getirmiştir. Yeni kanun 6762 sayılı Kanunda yer almayan bazı kurumlara yer vermiş, eski kanun döneminde uygulamada sorunlara yol açan bazı hükümler ise gözden geçirilmiştir. Acentelik sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme olduğundan, acentenin gördüğü iş için her zaman bir ücret talep etme hakkı bulunmaktadır. Acentenin en önemli hakkı olan ücret hakkı, müvekkilin karşı edimi olarak kendisini gösterir. Ücret hakkını düzenleyen hükümler arasında ücrete hak kazandıran işlemler ve ücrete hak kazanma zamanı ile ilgili hükümler yeniden ele alınmıştır. Bunlarla birlikte ücret hakkıyla ilgili olarak acenteye çok geniş bir bilgi alma ve defter kayıtlarını isteme ve inceleme hakkı tanınmıştır. Çalışma "Giriş" ve "Sonuç" bölümleri haricinde üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde acente kavramı ve bu kavramı oluşturan unsurlar incelenmiştir. Ayrıca acentenin hak ve borçlarına değinilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde, acentenin en temel hakkı olan ücret hakkı incelenmiş olup; üçüncü bölümde ise, 6102 sayılı TTK ile getirilen düzenlemeler ve değişiklikler, 6762 sayılı TTK ile karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Ücret hakkına ilişkin bu değişiklikler, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra acentenin ücret talep edebileceği haller; ücrete hak kazanma anındaki ve ücretin muaccel olacağı andaki değişiklikler; ücret hakkında acentenin belge ve bilgi isteme hakkının emredici olarak düzenlenmesi olarak özetlenebilir. Law no. 6102 Turkısh Commercial Code brings advances at provisions about agency .The new Code brings new provions comparing with Law no. 6762 Turkısh Commercial Code. Furthermore, it resolves some issues existing in the period of 6762 Turkısh Commercial Code. Agency contract is a bilateral contract. Therefore the rights of the agent, constitutes theobligations of the principal. The commission right is also obligation of the principal. The provisions about commission right are reargued out, including transactions which bearing commission and time of entitlement of commission This thesis is consist of three chapters excluding the "introduction" and the "conclusion" parts. In first chapter, the notion of the agent and the elements of this notion are discussed. Moreover, rights and obligations of agent are examined. In chapter two, the principal right of agent, commission right is discussed. In chapter three, commission right is examined comparing with the provisions of Law no. 6102 Turkısh Commercial Code and Law no. 6762 Turkısh Commercial Code. Amendments about commission right are time of entitlement of commission , time of commission becoming payable. Furthermore , in some cases, an agent shall be entitled to commission on commercial transactions concluded after the agency contract has terminated. Lastly, an agent shall be entitled to demand that he be provided with all the information, and in particular an extract from the books, which is available to his principal and which he needs in order to check the amount of the commission due to him. Provision about demanding information is statutory.
-
Milletlerarası ticarette, acenteler aracılığıyla yapılan ticarî işlemlerin önemli bir yeri vardır. Acenteler, tacirler ad ve hesabına sözleşme akdettikleri için, doğrudan temsil hükümleri doğmaktadır. Milletlerarası unsurlu acente ilişkisine uygulanacak hukuk ve bu statünün uygulama alanına giren meselelerin tespiti, kanunlar ihtilâfı hukukunda tartışmalı konulardan biridir. Bu çerçevede, acente ilişkisine uygulanacak hukuk, acente iç ve dış ilişkisi dikkate alınarak tespit edilmektedir. Acente iç ilişkisine uygulanacak hukuk, karşılaştırmalı hukukta ve Türk hukukunda akit statüsüne tâbi tutulmaktadır. Buna göre, acente ve temsil olunan, iç ilişkiye uygulanacak hukuku açıkça ya da zımnen serbestçe seçebilirler. Hukuk seçimi anlaşmasının yokluğunda ise, sözleşmeyle sıkı ilişkili hukuk esas alınır. Sözleşmeyle sıkı ilişkili hukukun tespitinde ise genellikle acentenin işyeri tercih edilmektedir.Acente dış ilişkisine uygulanacak hukuk ise, temsil statüsü olarak anılmaktadır. Buna göre, acente ilişkisinde temsil yetkisine uygulanacak hukuk bakımından, karşılaştırmalı hukukta ve Türk hukukunda, irade muhtariyeti reddedilmektedir. Ancak Avusturya hukuku, İspanyol hukuku ve La Haye Temsil Konvansiyonu'nda sınırlı hukuk seçimine imkân tanıyan düzenlemeler vardır. Milletlerarası acente ilişkisinin gereklerine uygun olarak, temsil olunanın seçtiği hukukun üçüncü kişi tarafından açıkça kabulü şartıyla böyle bir hukuk seçimi geçerli kabul edilebilmelidir. Acente dış ilişkisine uygulanacak hukukun, objektif kriterlere göre tespitinde ise, genellikle acentenin işyeri hukuku tercih edilmektedir. Ancak acentenin işyerinin olmaması ya da üçüncü kişinin bu işyerini bilmemesi hâllerinde, acentenin işyeri hukuku yerine temsil yetkisinin kullanıldığı yer hukukunun bu çerçevede ortaya çıkan ihtilâflara uygulanması kabul edilmektedir. The business transactions are made through agents have important role in the international trade. The direct agency relationship occurs through the agent. Because the agent serves with continuing authority to conclude contract on behalf of and in the name of its? principal. The law applicable to agency relationship with foreign element and finding of it?s application area?s topics are controversial in conflict of laws. In this context, the law applicable to agency relationship is determined according to internal side and external side of this relationship. The internal agency relationship is normally founded on the agency contract and, as such, is governed by the general principles of private international law applying to the contracts in comparative law and Turkish law. According to this, principal and agent may choose expressly or impliedly the law applicable to the internal agency relationship between them. If principal and agent have failed to indicate the law governing, it becomes necessary to determine the law with which the agency contract is most closely connected. In general, this maybe the law of the country in which the agent has his place of business.The law applicable to external agency relationship is known as the agency statute. According to this, the party autonomy has not been adopted as regards the agency statute in comparative law and Turkish law. But there are some exceptional regulations which adopt the resticted party autonomy. For example, Austrian law, Spanish law and, The 1978 Hague Convention on The Law Applicable to Agency allow party autonomy which is resticted. So, the law applicable to external agency relationship may be chosen in accordance with international agency relationship as long as third party expressly adoptes the law principal choices. While the law applicable to external agency relationship is determined in respect of objective criterias, in general, the agent?s place of business is prefered in comparative law like Turkish law. Nonetheless if there is no agent?s place of business or, the third party couldn?t know this place, this matter is governed by the law of place in which the agent act.
-
Modern dönemde ticarî hayatta ortaya çıkan mübadele yöntemlerini İslâm ticaret hukuku açısından değerlendirebilmek ve İslâm'ın ticarî alandaki temel ilkelerine aykırı işlemlere alternatif yöntemler üretebilmek için öncelikle vahiy dönemindeki ticaret hukukunu tespit etmek gerekmektedir. Vahiy dönemindeki ticaret hukukunun sağlıklı bir şekilde anlaşılabilmesi ise dönemin ticarî kurallarının sosyolojik açıdan incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu amaçla yapılan bu araştırmada ulaşılan sonuçları kısaca şu şekilde ifade etmek mümkündür:Cahiliye döneminde Hicaz bölgesinde sosyal hayat, bölgenin coğrafî yapısı ile dönemin siyasî ve dinî şartları etkisi altında sürdürülmüştür. Yeni bir yaşam biçiminin hedeflendiği vahiy döneminde toplumsal hayatın bütün ünitelerinde değişikliğe gidilmiş, Hicazlılar'ın iktisadî tecrübe ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yeni bir ticaret hukuku oluşturulmuştur. Mekke devrinde, Hz. Peygamber kanun koyup uygulayacak siyasî güce sahip olmadığı için, hayatın diğer alanlarında olduğu gibi ticaret hukuku alanında da temel ahlâkî değerler müslüman tebaaya benimsetilmeye çalışılmakla yetinilmiştir. Hicretten sonra Medine'de siyasî ve askerî bakımdan yeterli güce kavuşulunca ekonomik sisteme müdahale edilmeye başlanmıştır. Bir önceki dönemden devralınan ticarî kurum ve işlemler adalet eksenli yeni hukukî ve ahlâkî kurallara göre değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Ticaret hayatında yapılan değişiklikler içtimaî kurallara uygun bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Yeni hukukî düzenlemelerin kargaşaya meydan vermemesi için gerekli görülen konularda tedricî yöntem uygulanmış ve alternatif uygulamalar devreye sokulmuştur. Öte yandan toplumsal yapıyı oluşturan diğer kurumlarda gerçekleştirilen değişiklikler de yeni ticaret hukukunun kolaylıkla topluma mal edilmesinde oldukça etkili olmuştur. Occurring in the commercial life of modern methods of exchange, to assess in terms of commercial law of Islam, and contrary to the fundamental principles of commercial transactions in the field of Islam in order to produce alternative methods, primarily trade law to determine the required period of revelation. Revelation during the period of commercial law in a healthy way to understand the rules of trade requires a review of the sociological perspective. For this purpose, the results achieved in this study, it is possible to briefly stated as follows:The period of ignorance of social life in the Hijaz, the region's geographical structure and the period continued under the influence of political and religious conditions. Revelation in a new way of life, social life aimed to change all the units were made, considering the economic needs of the people of Hijaz experience and created a new trade law. Mecca during the reign of the Prophet put the law does not have the power to implement the political, as in other areas of life in the field of commercial law to teach basic moral values were muslims. After the migration, the strength is reached Medina, the political and military respects, the economic system started to intervene. Commercial institutions and processes inherited from the previous period, according to the rules of justice-oriented evaluation has been subject to new legal and moral. Changes to trade in his life was carried out in accordance with social rules. New legal challenge to prevent confusion in the arrangements, gradual method is applied to matters deemed necessary and alternative practices were introduced. On the other hand, changes in social structure in the new trade law is easily performed by other institutions in society to be the goods have been quite effective.
-
Milletlerarası Özel Hukukta Kambiyo Senetleri başlığını taşıyan çalışmamız, üç bölümden oluşmaktadır. Bu konuyu seçmemizin başlıca nedeni, kambiyo senetleri alanında yapılan (veya yapılacak olan) yeknesaklaştırma çalışmalarının milletlerarası özel hukuk alanına etkilerini ortaya çıkarmaktır.Tezimizin Birinci Bölümünde, kambiyo senetleri (ticarî senetler) başlığı altında, öncelikle kanunlar ihtilâfı hukuku açısından önem arz eden kıymetli evrak ve kambiyo senetlerinin bazı konuları üzerinde genel hatlarıyla durulmuştur. Daha sonra, yabancılık unsuru, vasıflandırma, atıf, bağlama noktaları gibi kambiyo senetlerine ilişkin olarak ortaya çıkan kanunlar ihtilâfı hukukunun genel problemleri incelenmiştir. Son olarak, kambiyo senetlerine uygulanacak hukuka ilişkin olarak Cenevre Konvansiyonları sistemi ile Anglo-sakson hukuk sistemi genel olarak incelenmiştir.Tezimizin İkinci Bölümünde, milletlerarası özel hukuk düzenlemelerinde kambiyo senetleri başlığı altında, öncelikle kambiyo senetlerine ilişkin uyuşmazlıklarda milletlerarası yetki üzerinde durulmuştur. Bu konuya ilişkin olarak, Brüksel Konvansiyonu, Brüksel I Tüzüğü ve La Haye Konvansiyon taslağı gibi milletlerarası sözleşmeler incelenmiştir. Sonra, uygulanacak hukukun tespitinde faydalanılan taahhütlerin birliği ve taahhütlerin bağımsızlığı esasları ele alınmıştır. Anglo-sakson hukuk sisteminde kambiyo senetlerine ilişkin düzenlemeler incelendikten sonra, diğer sistem içinde kalan Cenevre konvansiyonları üzerinde durulmuştur.Tezimizin Üçüncü Bölümünde, Türk milletlerarası özel hukukunda kambiyo senetleri başlığı altında, yine öncelikle milletlerarası yetki konusu ele alınmıştır. Uygulanacak hukuk kısmında vasıflandırma üzerinde durulduktan sonra, önce poliçe ve bonolara uygulanacak hukuk, daha sonra çeke uygulanacak hukuk inceleme konusu yapılmıştır. Uygulanacak hukuka ilişkin incelemelerimizde önce ehliyet, şekil gibi kambiyo senedinin geçerlik şartlarına ilişkin konuları, sonra sırasıyla kambiyo taahhüdünün hükümlerine ve kambiyo taahhüdünün icrasına uygulanacak hukuk ile ilgili konular ele alınmıştır. Our study, under the title of Commercial Papers in Private International Law comprises three chapters. The main reason in choosing this subject is that reveal effects of unification works in the commercial papers on the field of private international law.In the first chapter of the thesis, under the title of commercial papers, first some subjects of negotiable instruments law and commercial papers which critically important for conflict of laws have been mentioned. Next, general matters of conflict of laws such as foreign element, classification, renvoi and connecting factors have been examined respectively. Lastly the system of Geneva Conventions and Anglo-sakson law system have been examined generally relating to applicable law.In the second chapter of the thesis, under the title of commercial papers in arrangements of private international law, first international jurisdiction dealing with the conflicts of commercial papers have been dwelled upon. International conventions such as Brussel Convention, Council Regulation (EC) No. 44/2001 and Draft of Hague Convention on Jurisdiction and Foreign Judgments in Civil and Commercial Matters regarding this subject have been examined. Next, the principle of combination of stipulations and the principle of independency of stipulations are used in determination of law applicable have been handled. After the arrangements of Anglo-sakson law were examined, the other system, Geneva Conventions? rules have been dwelled upon.In the third chapter of the thesis, under the title of commercial papers in Turkish private international law, first international jurisdiction has been handled. First the classification, then applicable law to bills of exchange and promissory note and applicable law to cheque has been examined. In this part, terms of validity of commercial papers such as capacity, form, applicable law to obligations arising out of a commercial paper and applicable law to subjects regarding discharge of a commercial paper have been handled respectively.
-
Borçluların alacaklılarına zarar vermek kastıyla malvarlığını veya işletmesini devretmesi ile mücadeleye yönelik icra hukuku hükümlerinin incelendiği bu çalışmada üç ana bölüm yer almaktadır. İlk bölümde konunun kapsamını oluşturan malvarlığı, özel malvarlığı, işletme ve ticari işletme kavramları detaylı olarak tarif edilmektedir.İkinci bölümde maddi hukuk açısından, üçüncü bölümde değinilen İcra Hukuku hükümlerinin uygulanmasında önem taşıyan malvarlığı veya işletmenin devrinde devreden ve devralanın sorumluluğu açısından düzenleme getiren BK m. 179 hükmü, kaynak İsviçre ve Alman Hukukları'ndaki hükümler ile birlikte değerlendirilmektedir.Malvarlığı veya işletmesini alacaklılarına zarar vermek kastıyla devreden borçlularla mücadele olanaklarına sadece İcra Hukuku hükümlerinde yer verilmiş olması nedeniyle çalışmamızın asıl konusunu oluşturan üçüncü bölümde ise, İİK m. 280/III ve m. 44 uygulamasının olumlu ve olumsuz yanları, yargı kararları eşliğinde belirtilmektedir. There are three chapters in this work which deals with the regulations related to combating with the debtors who transfer their assets or businesses in order to harm their creditors. In the first chapter the asset, separate property, enterprise and businesses that are forming the scope of work are defined in details.In the second chapter, the Turkish Obligation Code Art. 179 that regulates the obligation of the debtors transfering their assets or businesses in order to harm their lenders is considered in light of the source law of Swiss and German regulations.For the reason that the only regulations for combating with the debtors who transfer their assets and businesses in order to harm their creditors are arranged within the Turkish Execution and Insolvency Code, in the third and the main chapter, the related articles of 280/III and 44 are considered in light of the Supreme Court decisions with their positive and negative effects.
-
Tezimizin konusu ?Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme?dir. Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme müessesesi TTK m.644'te düzenlenmiştir. TTK m.644'e göre keşideci ve kabul etmiş muhatap, hamilin poliçedeki hakkını zamanaşımı ya da poliçedeki hakkı koruyucu işlemleri kaybetmesi sebebiyle poliçedeki borcu ödemek yükümlülüklerinden kurtulmuş olsa dahi sebepsiz zenginleşme hükümleri ile takip edilebilirler. TTK m.644'te düzenlenmiş olan kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme müessesesi kambiyo senedindeki asıl alacak ile genel hükümlerde yer alan sebepsiz zenginleşme talebinden bağımsız kendine özgü bir talebi içermektedir. TTK m.644 TTK m.730 gereği çekler hakkında da uygulanır. TTK m.690'da açık bir atıf olmamasına rağmen bonolara da uygulanabilmelidir. TTK m.644'ün uygulanabilmesi için hamilin zarara uğraması şarttır. Hamilin zararı iki sebebe dayanmalıdır. Bunlar, zamanaşımı ve hamilin poliçedeki hakkı koruyucu işlemlerin yerine getirilmemesidir. Zamanaşımı süreleri kambiyo senetlerinin türlerine ve kambiyo senetlerindeki alacaklı ve borçluların kimliklerine göre değişik süreler olarak TTK'da tespit edilmiştir. Hamilin poliçeyi muhataba kabul için arz etmemesi, ödenmek üzere ibraz etmemesi ya da gerektiğinde protesto keşidesinin gerçekleştirilmemesi poliçedeki hakkın kaybına yol açan hakkı koruyucu işlemler olarak kabul edilmektedir. Hamilin poliçedeki hakkını kaybetmesi neticesinde borçtan kurtulan borçlular zenginleşmiş olarak kabul edilirler. Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme talebine dayanan dava mutlak ticari davadır. Görevli ve yetkili mahkeme Ticaret Hukuku, Borçlar Hukuku Usul Hukuku prensipleri birlikte değerlendirilerek tespit edilmelidir. Ve bu davaya uygulanacak zamanaşımı süresi hakkında doktrinde ve mahkeme kararlarındaki ihtilaf bu konudaki boşluğun kanun koyucu tarafından doldurularak giderilmelidir. [...] Tezimizin konusu ?Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme?dir. Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme müessesesi TTK m.644'te düzenlenmiştir. TTK m.644'e göre keşideci ve kabul etmiş muhatap, hamilin poliçedeki hakkını zamanaşımı ya da poliçedeki hakkı koruyucu işlemleri kaybetmesi sebebiyle poliçedeki borcu ödemek yükümlülüklerinden kurtulmuş olsa dahi sebepsiz zenginleşme hükümleri ile takip edilebilirler. TTK m.644'te düzenlenmiş olan kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme müessesesi kambiyo senedindeki asıl alacak ile genel hükümlerde yer alan sebepsiz zenginleşme talebinden bağımsız kendine özgü bir talebi içermektedir. TTK m.644 TTK m.730 gereği çekler hakkında da uygulanır. TTK m.690'da açık bir atıf olmamasına rağmen bonolara da uygulanabilmelidir. TTK m.644'ün uygulanabilmesi için hamilin zarara uğraması şarttır. Hamilin zararı iki sebebe dayanmalıdır. Bunlar, zamanaşımı ve hamilin poliçedeki hakkı koruyucu işlemlerin yerine getirilmemesidir. Zamanaşımı süreleri kambiyo senetlerinin türlerine ve kambiyo senetlerindeki alacaklı ve borçluların kimliklerine göre değişik süreler olarak TTK'da tespit edilmiştir. Hamilin poliçeyi muhataba kabul için arz etmemesi, ödenmek üzere ibraz etmemesi ya da gerektiğinde protesto keşidesinin gerçekleştirilmemesi poliçedeki hakkın kaybına yol açan hakkı koruyucu işlemler olarak kabul edilmektedir. Hamilin poliçedeki hakkını kaybetmesi neticesinde borçtan kurtulan borçlular zenginleşmiş olarak kabul edilirler. Kambiyo senetlerinde sebepsiz zenginleşme talebine dayanan dava mutlak ticari davadır. Görevli ve yetkili mahkeme Ticaret Hukuku, Borçlar Hukuku Usul Hukuku prensipleri birlikte değerlendirilerek tespit edilmelidir. Ve bu davaya uygulanacak zamanaşımı süresi hakkında doktrinde ve mahkeme kararlarındaki ihtilaf bu konudaki boşluğun kanun koyucu tarafından doldurularak giderilmelidir. The title of this thesies is "Unjustified Enrichment in Commercial Papers". The concept of Unjustified Enrichment in Commercial Papers was regulated in TTK (Code of Turkish Commerce) article 644. According to TTK article 644, drawer and drawee who accepted the bill of exchange, can be fallowed by unjustified enrichment regulations even the holder looses the rights in commercial papers because of prescription and negligence for saving the rights in commercial papers. The concept of unjustified enrichment which was regulated in TTK article 644 consists of independent, exceptional, and sui generis demand against the general regulations in Code of Obligations and basic relations in the commercial papers. TTK article 644 can be applied for the cheques because of the special rule in TTK article 730. TTK article 644 should be able to be applied for the promissory notes eventhough there is not any special rule in TTK article 690. For TTK article 644?s ability to apply holder should have a damage. And this damage must have one of two limited reasons. These are prescription and the negligence for saving the rights in commercial papers. Prescription timings were determinated according to the changing of the commercial papers? kinds and the the holders? and debtors? identities in the Turkish Commercial Code. If holder does not supply the bills of exchange to the drawee for acceptance or if holder does not supply the commercial paper for payment or if required, protesting is not cared by the holder, the debt gets lost. The result of the holder?s loss of the rights in commercial papers is the enrichment of the debtors. The case which is related to unjustified enrichment is the perfect commercial case. Authorized and charged court should be determinated by focusing the principles in Commercial Law, Obligation Law and Procedure Law. And the conflict for the prescription timings in scientific and courting decisions should be solved by the law maker.
-
AGB sind vor ihrer Einbeziehung in Einzelvertrâge rechtlich irrelevant. Unser geltendes Recht kennt keine Befugnis zur überindividuellen Gestaltung von Vertragsbedingungen. Man kann die AGB weder Quasi Normen noch iiberindividuelle Besttimungen gualifiziert werden. Im Verhaltnis zu den Individuellvereinbarungen sind sie zweitrangig. Wir haben auch festgestellt dass, die Geltung der AGB für einzelne Vertragsverhâltnisse auf rechtsgeschâftlicher Grundlage beruht und durch das Prinzip der Vertrags freiheit gedeckt wird. Indessen setzt Einbeziehung von AGB in Individialvertrâge eine Einbeziehungsvereinbarung vor. İm Vierten Teil der These haben wir dargestellt dass, die Einbezilhungsvereinbarung inhaltnich auf die Ausgestaltung der Individualabreden beschrânkt. Nur diejenigen Klauseln werden von der Einbeziehungsvereinbarung erfasst, die im Einklang mit den Individuelabreden Stehen. In AGB euthaltene Schriftformklauseln können den mündlichen getroffen Vereinbarung der Parteien die Rechtswirksamkeit nicht nehmen. Werden einzelne Klauseln nicht zum Inhalt von den Parteien abgeschlossenen Individualvertrages, ergibt sich dies aus einer Auslegung der Einbeziehungsvereibarung. Das Problem der Teilnichtigkeit stellt sich nicht. - Lâsst eine Klauseln bei Vernünftiğer Auslegung mindestens zwei Deutungen zu, liegt eine Objektive Unklarheit der AGB vor. Der artige Unklarheiten gehen zu Lasten desjenigen, der die Einführung der AGB in125 den vertrag veranlasst hat. Man muss die dem Kunden günstigere Auslegung wahlen. - İm letzten Abschnitt, endscheidet wir uns dazu, dass Der Problembereich der Inhaltsgrenzen gehört zum Problem der Vertragsauslegung Eine Kompetz der Gerichte zur Korrektur der unter Einbeziehung von AGB geschlossenen Vertrâge ist abzulehnen. Eine Auslegungsgrundsatz, die Auslegung von AGB habe ohne Berücksichtigung derUmstânde ist abzulehnen.
Explorer
Thématiques
Thèses et Mémoires
Type de ressource
- Thèse (18)
Année de publication
-
Entre 1900 et 1999
(1)
-
Entre 1990 et 1999
(1)
- 1993 (1)
-
Entre 1990 et 1999
(1)
-
Entre 2000 et 2026
(17)
- Entre 2000 et 2009 (4)
- Entre 2010 et 2019 (8)
- Entre 2020 et 2026 (5)
Langue de la ressource
Ressource en ligne
- oui (18)